İpek Yolu

İpek Yolu

Istanbul Günlük Turu 1 Kapadokyatravel

Gün 1 İstanbul

Bugün herkesi hotellerine transfer ediyoruz boş ve dinlencek bir gün. Konaklama İstanbul

Gün 2 İstanbul

Tüm gün turumuza Topkapı Saray’ından başlıyoruz. Fatih Sultan Mehmed tarafından 1478’de yaptırılan Topkapı Sarayı, Sultan Abdülmecid’in Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmasına kadar yaklaşık 380 sene Devletin idare merkezi ve Osmanlı sultanlarının resmi ikametgahı olmuştur. Kuruluş yıllarında yaklaşık 700.000 m.² lik bir alanda yer alan Saray’ın bugünkü alanı 80.000 m.² dir. Çinilerindeki hakim renkten dolayı batılıların “Mavi Cami” adını yakıştırdıkları ünlü altı minareli cami 17.yy Sinan sonrası Osmanlı cami mimarisinin en güzel örneklerindendir. Ayasofya nasıl bir dünyaya meydan okuma ihtirasının ürünü ise, Sultanahmet Camii de adeta ona meydan okur gibi tam karşısında tüm görkemiyle yükselerek dünyaya Osmanlı Uygarlığının ulaştığı noktayı ilan etmektedir. Sultanahmet Meydanı İstanbul`un en önemli meydanlarından biridir. Bizans devrinde Hipodrom olarak bilinirdi. “Hipodrom” At binenlerin, atların meydanı anlamına gelir. Osmanlı döneminde buraya At Meydanı denirdi. Sayıları 96 olan kuleler değişik biçimde inşa edilmiştir. Bunlardan 74`ü kare, biri beşgen ,5`i altıgen, 2`si yedigen ve 14`ü sekizgendir. Kulelerin içinde en üst kısımları tonoz örtülü birer kat bulunur. İznik surlarında da olduğu gibi, bu üst kat odaların duvarlarında evvelce fresko tekniğinde yapılmış Aziz resimleri yer alıyordu. Kulelerin uzunluğu her yerde aynı değildir. Marmara`dan Tekfur Sarayı`na kadar birkaç metrelik farklılıklar görülebilmektedir. Kariye (Chora) Kilisesinin önemi, İmparatorluğun, Haliç kıyısında, surlara yakın bir yerde konumlanmış olan “Blackhernai Sarayı”na taşınmasıyla artmıştır. 1296’daki büyük depremden sağ olarak çıkmıştır.Bina Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra 1511 yılında camiye tevdi edilmiştir. 1948′den 1958′e kadar yapılan çalışmalar sonucunda tüm mozaik ve freskler ortaya çıkarılmıştır. Yapı 1948’den bu yana da “Kariye Müzesi” olarak hizmet vermektedir. Fetihten sonra camiye sadece köşesindeki minare ve içerde güneydoğu köşesindeki mihrap eklenmiş ve orjinalliğinin korunmasına çalışılmıştır. Süleymaniye Camii Klasik Osmanlı Mimarisinin en önemli örneklerinden biridir.Yapımından günümüze dek İstanbul’da yüzü aşkın deprem gerçekleşmesine karşın, caminin duvarlarında en ufak bir çatlak oluşmamıştır. Dört fil ayağı üzerine oturan caminin kubbesi 53 m. yüksekliğinde ve 27,5 m çapındadır. Bu ana kubbe, Ayasofya’da da görüldüğü gibi, iki yarım kubbe ile desteklenmektedir. Kubbe kasnağında 32 pencere bulunmaktadır. Cami avlusunun dört köşesinde birer minare bulunmaktadır. Bu minarelerin camiye bitişik iki tanesi üçer şerefeli ve 76 m. yüksekliğinde, cami avlusunun kuzey köşesinde soncemaat yeri giriş cephesi duvarının köşesinde bulunan diğer  iki minare ise ikişer şerefeli ve 56 m. yüksekliğindedir. Cami, içindeki kandil islerini temizleyecek hava akımına uygun inşa edilmiştir.Yani cami içinde, yağ lambalarından çıkan islerin tek bir noktada toplanmasını sağlayan bir hava akımı yaratacak şekilde inşa edilmiştir. Camiden çıkan isler ana giriş kapısının üzerindeki odada toplanmış ve bu isler mürekkep yapımında kullanılmıştır. Konaklama Istanbul

Gün 3 Istanbul

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra, tüm gün turumuza başlıyoruz.  Dolmabahçe’de, İnönü Stadyumu’nun karşısında bulunan alanda yer almaktadır. Binanın deniz kenarındaki alanının toprakla doldurularak bahçe haline getirilmesi nedeniyle Dolmabahçe olarak adlandırılmıştır. Sultan II. Mahmut döneminde, bu alanda ahşaptan bir saray yaptırılmış, bu saray Sultan Abdülmecit döneminde yıktırılarak yerine, Avrupa saraylarının anıtsal boyutlarında günümüzdeki mermer saray yaptırılmıştır. Binanın mimarları Karabet ve oğlu Nikogos Balyan’dır. 1856 yılında imparatorluk ikametgâhı olarak hizmete açılan sarayda, 19 Mart 1877′de ilk Meclis-i Mebusan (Millet Meclisi) açılmıştır. İstanbul’a ziyarete gelen birçok önemli kişi ve devlet konukları, bu sarayda ağırlanmıştır. 1927 yılından sonra Atatürk’ün bu sarayda sık sık kaldığı ve harf devrimi çalışmalarını bu sarayda yaptığı bilinmektedir. Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, bu sarayın haremlik kısmında, denize bakan 71 no’lu odada vefat etmiştir. : Mimar Sinan’ın en güzel eserlerinden biri olan ve Türkiye’ nin en güzel küçük camisi olarak kabul edilen Rüstem Paşa Camii’ne geçiyoruz. Kanuni Sultan Süleyman’ın başveziri olan Rüstem Paşa’nın yaptırdığı camii, sekizgen kasnaklı kubbe programı ve eşsiz 16.YY İznik çinileri ile ünlüdür. Mısır Çarşısı “L” şeklinde bir yapıda olup, Yeni Cami’nin batısında yer almakta.1664’te cami bittikten bir yıl sonra, külliyenin bu bölümü Hassa Başmimar’ı Mustafa Ağa tarafından tamamlanmıştır. Çarşının Mısır Çarşısı olarak anılmasının nedeni, Kahire’den alınan vergilerle yapılmasıdır. Bu ad 18 yy.dan sonra kullanılmaya başlanmış; çarşı, bundan önce Valide Çarşısı ve Yeni Çarşı isimleriyle de anılmıştır. Çarşı’nın toplam altı kapısı bulunmaktadır. Haseki Kapısı’ndaki kısım iki katlı bir plana sahiptir ve üst katlar vaktiyle mahkeme bölümleri olarak da kullanılmıştır. Çarşı’nın uzun ve kısa kollarının birleştiği alan “dua meydanı” diye anılıyor. Burada bir ezan köşkü bulunmaktadır. Parmaklı bir balkon şeklinde planlanan bu bölüm, çarşının göz kamaştırıcı mekânlarından biridir. Bir görevli bu meydanda esnafa seslenerek dua eder, hayırlı işler görmelerini dilemektedir. Dünya kültür mirasının en büyük birkaç eserinden biri olan “Bazilika” önemini 1470 yıla varan tarihinden almakta. Yapıldığı dönemde dünyada kendisi kadar muhteşem bir eser daha insanoğlu elinden çıkmamıştı. İşte bu sebeple banisi Justinyen açılış töreninde ünlü Süleyman Mabedini kastederek “Seni yendim ey Süleyman!” demiştir. Konaklama İstanbul

Gün 4 Istanbul – Erzurum

Sabah kahvaltımızı erkenden yapıyoruz sonra havaalanına gidyoruz, İstanbuldan Erzuruma uçuyoruz. Erzuruma indikten sonra turumuza başlıyoruz. Yakutiye Medresesi İlhanlılar zamanında Gazanhan ve Bolugan Hatun adına, Cemaleddin Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında yaptırılmış. Selçuklu dönemi mimarisinin Erzurum’daki anıtsal yapılarından biri olarak dikkat çekmekte. Tuğla minaresindeki özgün çini süslemeleriyle hayranlık uyandırır. Bu eşsiz minarenin birinin başı yukarıda, öbürününki aşağıda olmak üzere stilize lale biçiminde yuvalar halinde çini mozaik süslemeleri bulunmakta. Her yuvadaki çini süslemeler dönemin mimarî zevkini gözler önüne serer. Bu güzel esere ithafen günümüzde Erzurum’un merkez ilçelerinden birine bu ad verilmiş. Erzurum, Ulu Camii kubbesi günümüze orijinal halde gelememiştir.1960′lı yıllarda gerçirilen onarım sonrası bu kubbe geneleksel Erzurum evlerinde görülen ve Erzurum halk tabiriyle karlangiç (KIRLANGIÇ) ahşap malzemeyle örtülüdür. Yapımı ise kare sekilli odunların birbirine geçmesiyle örülen üzeri toprakla kapatılan düzenlemedir. Erzurum’un sembolü haline gelen Çifte Minareli Medrese’nin kitâbesi olmadığından, yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kızı Hundi Hatun veya İlhanlı hanedanlarından Padişah Hatun tarafından yaptırılmış olabileceği düşüncesi ile adına Hatuniye Medresesi de denilmektedir. Genellikle 13. yüzyılın sonlarında yaptırıldığı kabul edilmektedir. Osmanlı Padişahlarından 4.Murat’ın emri ile bir süre “Tophane” olarak, daha sonra da “Kışla” olarak kullanılmıştır. 1942-1967 yılları arasında Erzurum Müzesi olarak kullanılan medrese, günümüzde çay bahçesi ve resim sergi salonu olarak kullanılmaktadır. Medrese yaklaşık 35×46 m. boyutlarındadır. İki katlı, dört eyvanlı ve açık avlulu medreseler grubundandır. Konaklama Erzurum.

Gün 5 Erzurum – Yusufeli

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra, Yusufeli’ne doğru tüm gün turumuza başlıyoruz.  Eski çağlarda Taokhlar  ülkesi sınırlarında yer alan Tortum, tarihte önemli bir konuma sahipti. Tortum ve yöresi kesin olarak Kanuni Sultan Süleyman zamanında Osmanlı egemenliğine geçmiştir. XIX. yy’da bazen İspir kazasına bağlı bir nahiye merkezi olan Tortum, bazen de Erzurum’a bağlı bir kaza olarak kaydedilmiştir.Tortum, Karadeniz bölgesinin Doğu Karadeniz bölümü sınırları içinde Tortum çayı vadisinde kurulmuş bir yerleşim alanıdır. Ishan Kilisesi 951 tarihli el yazmasına göre Kilise; Rahip Khandza’nın (759-861) yeğeni ve öğrencisi Rahip Seba tarafından, Kral Andernese’nin desteği ve maddi katkısı ile yaptırılmıştır. Manastırın yapımına 955 yılında Gürcü Kralı David zamanında başlanmış, 1027 yılında Bagratlı Kralı Magistros tarafından bitirilmiştir. Güneybatıda Meryem Ana Şapeli bulunmaktadır. 35 m. uzunluğunda 20.75 cm. genişliğinde olan yapı, kubbeli bazilikal plan tipindedir. Hahuli Manastırı, yapıda gerçekten kaliteli bir taş işçiliği vardır. Doğu, batı ve güney haç kollarındaki pencere alınlıklarındave ayrıca kubbe pencere alınlıklarında da iki renkli taş işçiliği kullanılmıştır. Güney haç kolunun ikiz pencere açıklığının üstünde bir kartal figürü pençeleri arasında 4 ayaklı bir hayvanı tutarken tasvir edilmiştir. Asıl adı Oşki olan Öşkvank bir Gürcü kilisesi. 973 yılında yapılan kilise Artvin rönesansının son büyük başyapıtı sayılıyor. Konaklama Erzurum

Gün 6 Yusufeli

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra tam gün turumuza başlıyoruz. Kaçkar dağlarından Barhal Kilisesine gidiyoruz. Kilise 17. yüzyılın ortalarından bu yana cami olarak kullanılmaktadır. Parhal Manastırı Kilisesi, 28.40×18.65 m. boyutlarında üç nefli bazilikal planlıdır. Kilise planı ve boyutları ile Yusufeli Dört Kilise Manastır Kilisesi ile büyük benzerlik gösterir. Kiliseye kuzey, güney ve batı duvarı ortasındaki üç kapı açıklığından girilir. Kilisenin camiye çevrilmesi sırasında kuzey ve güneydeki girişler örülerek kapatılmış, güneydeki giriş mihrap olarak düzenlenmiştir. Dört Kilise, manastır’ın 9. yy.da Gürcü Kralı David tarafından yaptırıldığı, yapı topluluğuna bakıldığında bir Rahibe Okulu olduğu anlaşılmaktadır. Manastır; çan kulesi, yemekhane, seminer odası ve şapelden oluşmaktadır. Kilise, plan açısından Barhal Kilisesi’ne benzemektedir.Tekkale köyünün eski adı dört kilisedir. Gürcü kralı David in kızının yaptırmış olduğu manastırlarının sonuncusundan eski adını almıştır. Konaklama Yusufeli

Gün 7 Yusufeli – Kars

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra tam gün turumuza Yusufeli’nden hareket edip Kars’a doğru yola çıkıyoruz.Opiza ve Honza manastırlarının günümüze ulaşan kitabesi yoktur. Yazılı kaynaklardan edinilen bilgiye göre buradaki yapılar ilk kez, Ardanuç Kalesi’ni İberya Krallığı merkezi haline getiren Kral Vahtang Gorgaslan (449-499) tarafından kurulur. 7. yüzyılda Müslüman Arapların bölgeye yönelik akınları sırasında tahrip edilir. Daha sonra, Rahip Grigor Kandza tarafından, Bagratlı Krallarından I. Aşot’un (786-830) yardımları ile yapı topluluğu yeniden onartılarak, 14. yüzyıla kadar işlevini sürdürür. Günümüzde herhangi bir amaç için kullanılmamaktadır.  Konaklama kars

Gün 8 Kars

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra yarım günümüzü  Kars ın içini dolaşmaya ayırıyoruz. Kars Kalesi’nin güneyinde, Kaleiçi Mahallesi’nde bulunan Havariler Kilisesi’ni, eski gravürler surların hemen içerisinde göstermektedir. Günümüze iyi korunarak gelebilen, Selçuklu kümbetlerine benzemesinden ötürü Kümbet Camisi olarak isimlendirilmiştir. Daha sonra Ani harabelerini görmek için yola çıkıyoruz. Bilindiğine göre bu tarihi bölgenin ilk sakinleri M.Ö. 350-300   yılları arasında Kafkasya’dan gelen kavimlerdir. Sonra Arsıklar adı verilen Oğuz boyları 460 yıl burada kalmışlardır. Daha sonra Gürcü soyundan Bagaratiler, M.S. 977′den  1064′e kadar da Ani’yi başkent yapan Ermeniler buraya yerleşmişlerdir. Ani Harabeleri Selçuklu Seddatlar zamanında depremle yıkılmıştır. Halen bu medeniyetlerin izleri görülebilir. Konaklama Kars

Gün 9 Kars – Doğubeyazit

Kahvaltımızı yaptıktan sonra, Kars tan hareket edip Doğubeyazıta doğru yola çıkıyoruz. Doğubeyazıt’taki İshak Paşa Sarayı nı görmeye doğru yol alıyoruz. Doğubayazıt’ ın 7 km. güney doğusunda, Eski Beyazıt’a ve ovaya hakim yüksek bir tepenin üzerine kurulmuş, pek çok bölümleri olan komple bir saraydır. Birinci Dünya harbine kadar Beyazıt Sancağı bu saraydan yönetildi. Sarayın yapımı 1685 yılında Çıldır Atabeklerinden Çolak Abdi Paşa tarafından başlanılmış, aynı soydan gelen Küçük İshak Paşa zamanında 1784’ te (99 yılda) tamamlanmıştır. Mimarı, Ahıskalı ustalardır. Konaklama Kars

Gün 10 Van

Kahvaltımızı yaptıktan sonra, Van’a doğru hareket ediyoruz. Yolumuzun üstünde bulunan  Muradiye Şelalesi, Muradiye ilçesine 10 km. uzaklıkta, Bend-i Mahi Çayı üzerindedir. Çok yüksekten düşmese de hoş bir görünümü vardır. Şelale 15-20 metre arasında değişen yükseklikten dökülmektedir. Asma köprüsü ve doğal güzelliği ile halkın rağbet ettiği bir mesire yeridir. Urartu krallığı’nın başkenti Tuşpa, Van Gölü’nün kıyısında , Van ilinin takriben 5 km batısındadır, “Van Kalesi” adıyla da anılır. Tuşpa’nın başkent olarak kuruluşu, güneydeki ezeli düşman Assur’a ve de çetin doğa şartlarına karşı verilen mücadelenin uzun öyküsüdür. Konaklama Van

Gün 11 Van

Kahvaltımızı yaptıktan sonra, tam gün turumuza başlıyoruz. Çavuştepe kalesi, kalenin en önemli mimari özelliği banyo, mutfak vb. kullanım alanlarında kanallar yaparak atık suları toplayıp açtıkları fosseptik çukuruna depolamalarıdır. Kayalara oyulan büyük boyutlardaki su sarnıçları ile yağmur suyundan yararlanılmıştır. Hoşap (güzelsu) ‘ın içinden geçen nehrin hemen kuzeyinde yükselen kayalıklar üzerine kurulmuş. Dik bir kaya kütlesi, üzerine kurulan Hoşap kalesi, iç kale ile bunun kuzeyindeki dış kaleden oluşur. Geçmişi Urartu devletine uzanan kale, Osmanlı Devleti’ne tabi Mahmudi Beyi’nin yaptırdığı şekliyle günümüze ulaşmıştır. Kitabeye göre Mahmudi Sarı Süleyman Bey tarafından, H. 1052 (1643) tarihinde yaptırılmıştır. Gözetleme kulesi, surları, burçları, beden duvarları, mescit, fırın, zindan seyir köşkü, harem, selamlık ve orjinal demir kapı kanatları kalenin önemli yapılarıdır. Türkiye’deki en ünlü Ermeni Kilise’lerinden birine sahip olan Akdamar Adası, kilisenin yenilenmesinin ardından oldukça coşkulu bir törenle açılmıştı.Tarihçilere göre ise 9. yüzyıldan itibaren kaydedilmiş olan Ağtamar adının Arapça “ĞMR” kökünden “kabartı, tümsek” anlamına gelen bir kelimeden türetilmiş olabileceği ifade ediliyor. Adın Türkçeleştirilmiş biçimi olan Akdamar 1980′li yıllardan bu yana TC resmî kurumları tarafından tercih edilmekteymiş. Konaklama Van

Gün 12 Van – Ankara

Sabah kahvaltımızı erkenden yapıyoruz sonra Van Müzesi’ni ziyaret ediyoruz, arkeolojik eserler salonunda Prehistorik Dönemden Urartu Dönemi sonuna kadar olan eserler kronolojik bir sırayla teşhir edilmektedir. Taş eserler salonu olarak adlandırılan iç avluda ise Neolitik Döneme ait Tirişin Yaylası kaya resimleri ile Hakkâri Stelleri sergilenmektedir. Daha sonra havaalanına gidyoruz, Van’dan Ankara’ya uçuyoruz. Konaklama Ankara

Gün 13 Ankara – Kapadokya

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra sabah gezimizi Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde değerlendiriyoruz. Başlangıçta sadece Hitit dönemine ait eserlerin sergilendiği müze, daha sonra diğer uygarlıklara ait eserlerle zenginleşmiş ve Hitit Müzesi olmaktan çıkıp, Anadolu Medeniyetleri Müzesi haline gelmiştir. Bugün kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan bu müzede, Paleolitik Çağdan başlayarak günümüze kadar Anadolu arkeolojisi sergilenmektedir. Daha sonra Kapadokya’ya doğru yola çıkıyoruz. Kapadokya (Kappadokia) Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır. Konaklama Kapadokya

Gün 14 Kapadokya

Kahvaltıdan sonra Güzel Atlar Diyarı Kapadokya turuna başlıyoruz. İlk durağımız, çok farklı kaya oluşumlarıyla meşhur Devrent Vadisi. Kayaların arasında kısa bir yürüyüş sonrası Kapadokya’nın en eski yerleşim merkezlerinden biri olan Zelve Açık Hava Müzesi‘ni ziyaret. Bir sonraki durağımız Paşabağ. İlginç peri bacaları arasında bir gezinti ve fotoğraf molasından sonra öğle yemeği için çanak-çömleğiyle meşhur Avanos’a hareket. Yemekten sonra isteğe bağlı olarak bir çanak atölyesini gezdikten sonra fresklerle süslenmiş kaya oyma kiliselerinin yoğun şekilde görüldüğü Göreme Açık Hava Müzesi‘ni ziyaret. Son olarak bölgenin en yüksek noktası olan Uçhisar Kalesi‘ne çıkarak günümüzü tamamlıyoruz. Konaklama Kapadokya

Gün 15 Kapadokya

İsteğe Bağlı Aktivite:Kapadokya’daki sıcak hava balonuyla uçuş, diğer her türlü uçuştan çok farklıdır, çünkü hiçbir hareket hissetmezsiniz. 500 metrelere ulaşan yüksekliklerde yaptığımız uçuş esnasında insanın hissettiği şey huzur ve sükûnettir. Aşağıdaki yeryüzü yavaşça sizden uzaklaşır ve döner. Kalkıştan hemen sonra ağaç tepelerini adeta yalayarak harikulade Kapadokya manzarasının üzerinde zahmetsizce uçarken kendinizi çok rahat hissedersiniz. Çevreyle tam bir ahenk içerisinde, muhteşem arazinin üzerinde hafifçe süzülmek sanki bir rüya gibidir. Kapadokya’nın derin ve yeşil vadileri balonlarımızın benzersiz ve unutulmaz uçuşlar yapması için adeta mükemmel bir oyun bahçesi oluşturur. Hafif rüzgarlar bizi balondan başka hiçbir araçla gidilemeyecek yerlere götürür. Sonuçta balonla uçmak gerçekten çok eğlenceli bir iştir. O kadar ki, sezon ortasında bazen uçarken ağaçlardan kayısı bile topladığımız olur.

Kahvaltıdan sonra tam gün turumuza başlıyoruz. Bölgenin en derin ve geniş yeraltı şehirlerinden biri olan Kaymaklı Yeraltı Şehrini ziyaret. Bir sonraki durak Ihlara Vadisi. Yaklaşık 5 kilometrelik bir vadi yürüyüşünden sonra, vadinin içinde bulunan Belisırma Köyü‘nde (Anatolia Restaurant) öğle yemeğinin ardından Selime‘deki manastırları ziyaret ve Ürgüp’e dönerken yol üzerindeki Ağzıkarahan Kervansarayı’nı ve Üç Güzeller olarak adlandırılan peri bacalarını ziyaret ediyoruz. Konaklama Kapadokya

Gün 16 Kapadokya – Konya

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra Konya’ya doğru yola çıkıyoruz. Yolumuz üzerinde Sultanhan’ına uğruyoruz. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılan eser 1229 yılında tamamlanmıştır. Mimarı Şamlı Muhammed bin Havlan’dır. 4800 m² alana yayılan alanı ile Anadolu’daki en büyük Selçuklu kervansarayıdır. Klasik Selçuklu kervansaray şemasının örneklerindendir. Konya (Iconium) Ankara’dan 263km uzaktadır. Geniş bir plato üzerinde kurulmuştur ve burada M.Ö 8. milenyumdan beri yaşam bulunmaktadır. Şehirdeki en ünlü bina, filozof ve şair Mevlana Celaleddin Rumi’nin türbesidir. Mevlana, Türbeye bağlı olan derviş grubunun kurucusuydu. Daha sonra burası Mevlana’nın çalışmalarının ve tarikatla ilgili donanımların sergilendiği bir müzeye dönüştürülmüştür. Her sene Aralık ayında Konya’da, Mevlana ve dervişleri anma törenleri düzenlenir. Bu derviş festivalinde, beyaz kıyafetler içinde zemin üzerinde dönen erkekler “Sema” dansı yaparlar. Semazenlerin Allah aşkıyla ilahi bütünlüğe ulaştıklarına inandıkları bu dans izlemeye değerdir.Bölgedeki Alaaddin Tepe’sinde; 13. YY da Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat zamanında yapılmış anıtlar bulunmaktadır. 1251 yılında yapılan ve şimdi Selçuk çini ve seramiklerinin en güzel örneklerinin sergilendiği bir müzeye dönüştürülen Karatay Medresesi bu tepenin kuzeyinde kalır. Konaklama Konya

Gün 17 Konya – Antalya

Kahvaltımızı yaptıktan sonra Toros dağları üzerinden Antalya’ya doğru yola çıkıyoruz. Toros Dağları, Türkiye’nin akdeniz kıyılarında Rodos Adası’ndan Suriye sınırına kadar yaklaşık 2.000 kilometrelik bir dağ zincirinden oluşmaktadır. Bu zincirin en yüksek noktası yaklaşık 4.000 metrelik Demirkazık zirvesidir. Torosların bu bölgesi aladağlar adıyla anılmaktadır. Aspendos tiyatrosu tüm dünyadaki en iyi korunmuş Roma tiyatrosu, hatta en iyi korunmuş antik tiyatrodur. İki tepe üzerine kurulu Aspendos’un tiyatrosu, küçük tepenin doğu yamacına yaslanmıştır. Perge, Antalya’nın 18 km. doğusunda Düden ve Aksu akarsuları arasında kurulmuştur. Deniz kıyısında bulunmadığı için Korsanların baskı ve yağmalarından uzak kalmıştır. Bu nedenle gelişme sürecinde duraklamalar görülmez. Kuruluşu İ.Ö. 1200 yılındadır. Konaklama Antalya

Gün 18 Antalya

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra sabahtan öğlene kadar olan bölümü Antalyanın içinde serbest dolaşarak geçiriyoruz. Antalya Müzesi bugün 30.000 metre kareyi kaplayan bir alanda 14 sergi salonu ile heykel ve değişik eserlerin sergilendiği açık hava galerileri ve bahçeden oluşmaktadır. İnsanlık tarihine kesintisiz tanıklık etmiş Anadolu topraklarının en zengin geçmişe sahip köşelerinden biri olan Antalya Bölgesinin sınırları içerisinde yer alan üç antik kültür bölgesi Lykia, Pamphylia ve Pisidia’nın önemli bir bölümü Antalya Müzesi’nin sorumluluk alanını oluşturur.  Termessos, Türkiye’nin en iyi korunmuş antik şehirlerindendir.  Antalya’nın 30 kilometre kuzeybatısında, Korkuteli yolu üzerinde yer alır. Denizden seviyesinden ortalama 1.150 metre yükseklikte, Güllük Dağı’nın güneybatısında doğal bir platform üzerine kurulmuştur. Birçok vahşi bitkinin arasında saklanmış ve sık çam ormanlarıyla sınırlanmıştır. Termessos’un, huzur veren ve el değmemiş görünümüyle diğer antik şehirlerden daha farklı ve etkileyici bir havası vardır. Doğal ve tarihi zenginliklerinden ötürü, şehir adını taşıyan Milli Park kapsamına alınmıştır. Konaklama Antalya

Gün 19 Antalya – İstanbul

Kahvaltımızı yaptıktan sonra İstanbul’a gitmek için Antalya havaalanına gidiyoruz.

Leave a Reply

Live Chat

Join the Live Chat